Caddebostan · İstanbul / 0 532 400 88 98
Uzmanlık
Retinatedavileri
Anasayfa/Retina Tedavileri/Gözde Şeker Hastalığı Tedavisi

"Retina; gözün en ince ve hassas tabakasıdır. Bu hassas alanı milimetrik bir titizlikle ele alıyoruz..."

Gözde Şeker Hastalığı Tedavisi: Diyabetik Retinopati

Diyabetik retinopati, şeker hastalığının gözdeki en önemli ve en tehlikeli komplikasyonudur. Erken tanı ve doğru tedaviyle görme kaybının büyük bölümü önlenebilir.

Gözde şeker hastalığı (diyabetik retinopati) değerlendirmesi: retina görüntüsünün hastaya tablet üzerinden anlatılması

Gözleriniz Şekerden Haberdar mı?

Şeker hastalığı, vücudun pek çok sistemini sessizce etkileyen kronik bir hastalıktır. Kalp, böbrek, damarlar, sinirler gibi tüm bu organ ve dokuları yıllar içinde etkileyip sessizce hasar verebilir. Bu grup içerisinde en çok etkilenen organların başında maalesef göz vardır.

Diyabetik retinopati, şeker hastalığının gözdeki en önemli ve en tehlikeli komplikasyonudur. Dünya genelinde yetişkinlerde önlenebilir körlüğün başta gelen nedenlerinden biridir. Asıl tehlike ise hastalığın sinsi seyretmesindendir. Şeker hastalığının gözü etkilemesi, ciddi ve geri dönüşü güç hasar oluşana kadar hiçbir belirti vermeyebilir.

Erken tanı ve doğru tedaviyle görme kaybının büyük bölümü önlenebilir. Bunun için yapılması gereken tek şey, şeker hastalarının gözlerini ciddiye alması ve rutin göz kontrollerini aksatmamasıdır.

Şeker Hastalığı Göze Nasıl Zarar Verir?

Gözün arka ağ tabakasını oluşturan retina son derece ince ve hassas bir damar ağıyla beslenir. Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi bu küçük damarları yavaş yavaş tahrip eder.

İlk aşamada damar duvarları zayıflar ve geçirgen hale gelir; sıvı ve damar içi maddeler retinaya sızmaya başlar. Hasar ilerledikçe damarlar tıkanır, retina yeterli oksijeni ve besini alamaz. Bu durumda retina beslenebilmek için bazı maddeler salgılamak suretiyle (örn. vasküler endotelyal growth faktör – VEGF gibi) yeni damarlar oluşturmaya çalışır ancak bu yeni damarlar sağlıksızdır, kırılgandır ve kontrolsüz büyürler. Bu kontrolsüz ve sağlıksız yeni oluşan damarlar kanayabilir, retinayı yerinden çekebilir ve göz tansiyonunu yükseltmek gibi pek çok soruna sebep olabilirler.

Sadece göz dibi muayenesi ile ortaya koyulabilecek olan tüm bu süreç boyunca hasta hiçbir şey hissetmeyebilir, ta ki hasar ileri bir aşamaya gelip ciddi görme kaybına yol açıncaya kadar…

Kimler Risk Altında?

Şeker hastalığı olan herkes diyabetik retinopati riski taşır. Ancak bazı faktörler bu riski önemli ölçüde artırır:

  • Hastalık süresi: Risk, diyabetle geçirilen yıllarla doğrudan orantılıdır. Tip 1 diyabette hastalık başladıktan beş yıl sonra dört hastadan birinde retinada bozukluk gelişirken, on beş yıl sonra hemen her hastada bir düzeyde retinopati görülebilmektedir.
  • Kan şekeri kontrolü: HbA1c düzeyi ne kadar yükselirse ve ne kadar uzun süre yüksekte kalırsa, retinal hasar o kadar hızlı ilerleyecektir. Tersine, iyi kan şekeri kontrolü hastalığın seyrini anlamlı ölçüde yavaşlatır.
  • Yüksek tansiyon: Kan basıncı yüksekliği retinal damarları ek bir baskı altına sokarak hasarı hızlandırır.
  • Yüksek kan yağları: Retinada biriken yağlı sarı birikintilerin oluşumunu ve damar hasarını arttırabilir.
  • Gebelik: Diyabetli gebelerde retinopati hızla ilerleyebilir; gebelik öncesi ve süresince yakın göz takibi şarttır.
  • Böbrek hastalığı: Diyabetik nefropati ile diyabetik retinopati sıklıkla birlikte seyreder. Yani bir kişide şeker hastalığından ötürü böbrekler hasar görmüş ise gözün tutulmuş olması ya da hastada göz tutulumu gelişmiş ise böbreklerin hastalıktan etkilenmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Hastalık Nasıl İlerler? İki Temel Evre

Erken Evre: Proliferatif Olmayan Diyabetik Retinopati

Hastalığın erken ve orta dönemini kapsar. Retinal damarlarda zayıflama, küçük balonlaşmalar (yani mikroanevrizmalar), sızıntılar ve küçük kanamalar görülür. Bu aşamada hastalar çoğunlukla hiçbir şikayet hissetmez.

Sarı noktanın etkilendiği durumlarda ise tablo değişir. Damar dışına sızan sıvı ve biriken maddeler görmemizin en keskin olduğu bu bölgede birikerek maküla ödemi oluşturur. Görüntüler bulanık, çarpık ya da soluk hale gelir. Maküla ödemi, erken evrede dahi ciddi görme kaybına yol açabilecek en önemli diyabetik retinopati komplikasyonlarından biridir.

İleri Evre: Proliferatif Diyabetik Retinopati

Retinal damarların yaygın tıkanmasıyla birlikte oksijensiz kalan retina bölgeleri kimyasal sinyaller oluşturmaya başlar. Bu sinyaller yeni ve anormal damarların oluşmasını tetikler. Retina yüzeyi, görme siniri başı ve gözün ön bölümü bu anormal damarların hedefi olabilir.

Bu damarlar son derece sağlıksız, gerçek damar yapısından uzak ve kırılgandır. Neovaskülarizasyon adını verdiğimiz bu yeni ve sağlıksız damarlar;

  • Göz içine ani ve ağır kanamalar yapabilirler
  • Etraflarındaki dokuya çekiştirici bantlar geliştirip retinayı yerinden koparabilir ve retina dekolmanı dediğimiz tabloya yol açabilirler
  • Gözün ön tarafında meydana gelen yeni damarlar sıvı drenaj kanallarını tıkayarak neovasküler glokom adı verilen ve son derece ağır seyreden bir göz tansiyonu yüksekliğine neden olabilirler

Bu evrede görme kaybı hızlı ve dramatik olabilir.

Retina görüntüleme ve OKT ile tanı

Tanı Yöntemleri

Diyabetik retinopatinin erken evrede yakalanması, tedavi başarısını doğrudan belirler. Tanıda kullanılan yöntemler son yıllarda önemli ölçüde gelişmiştir.

  • Göz dibi muayenesi: Göz bebeği büyütülerek retinanın doğrudan incelenmesidir. Deneyimli bir göz hekiminin elinde bu muayene, erken dönem bulguların tespitinde hâlâ altın standarttır.
  • Fundus flöressein anjiyografi (FFA): Kola enjekte edilen özel bir boya maddesinin retina damarlarından geçişinin görüntülenmesidir. Sızıntı yapan damarların, tıkanmış alanların, iskemi dediğimiz oksijensiz kalmış bölgelerin ve yeni damar oluşumlarının yerini ve yaygınlığını detaylı bir şekilde gösterir. Başta lazer tedavisi olmak üzere tedavi planlamasında yol gösterici rol oynar.
  • Optik Koherens Tomografi (OKT): Retinanın kesitini aldığımızda sanki mikroskop altında inceliyormuşuz gibi katmanları milimetre altı hassasiyetle görüntüleyen bu yöntem, maküla ödeminin varlığını göstermede, derecesini ve tedaviye yanıtını takipte altın standarttır. Boyasız ve ağrısızdır.
  • Optik Koherens Tomografi Anjiyografi (OKTA): Boya enjeksiyonuna gerek duymaksızın retinal damar yapısını katman katman ve kesit kesit haritalayan bu yeni nesil teknoloji, diyabetik retinopatinin daha erken dönemde ve daha ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Özellikle damardan boya verilemeyen hastaların tanı ve tedavi takibinde büyük kolaylık sağlar.
  • Yapay Zeka Destekli Tarama: Yapay zekanın diyabetik retinopati taramasındaki kullanımı son yıllarda artış göstermektedir. Retinal görüntü analizinde klinisyenlerle en az eşit doğruluk oranlarına ulaşıldığını gösteren çalışmalar yayınlanmaktadır. Bu teknolojinin göz hekimine erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde değer kazanacağı ön görülse bile, asla deneyimli bir retina uzman değerlendirmesinin yerini tutmamaktadır.

Diyabetik Retinopati Tedavi Yaklaşımları

Her Şeyin Temeli: Kan Şekeri ve Sistemik Kontrolün Sağlanması

Hiçbir göz tedavisi, kötü kontrollü bir diyabetin önüne geçemez. HbA1c, kan basıncı ve kan yağlarının hedef değerlerde tutulması hem retinopatinin başlamasını geciktirmekte hem de ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Bu nedenle diyabetik retinopati tedavisi, endokrinolog ile göz hekiminin birlikte yürüttüğü bir süreçtir. Kan şekerinin stabil seyretmesi, inişli çıkışlı bir süreç izlememesi (yani hiperglisemi/hipoglisemi ataklarından kaçınılması), özellikle insüline geçiş dönemlerinin yakın takibi diyabetik retinopati gelişiminin ya da ilerlemesinin önlenmesinde hayatidir.

Anti-VEGF Tedavisi, Günümüzün Birinci Tercihi

Yukarıda diyabetik retinopati gelişiminden bahsetmiştik. Hasar ilerledikçe damarların tıkanması sebebiyle yeterli oksijeni ve besini alamayan retina dokusu beslenebilmek için bazı maddeler salgılamak suretiyle (örn. vasküler endotelyal growth faktör – VEGF gibi) yeni damarlar oluşturmaya çalışır. Maalesef bu damarlar sağlıksızdır, kırılgandır ve kanamaya eğilimlidir. İleri evre proliferatif retinopati tedavisinde son yirmi yılın en büyük dönüşümü, bu salgılanan VEGF'i engellemek suretiyle hasarı durdurmak hatta geri döndürebilmek için anti-VEGF ilaçların kullanıma girmesiyle yaşanmıştır. Anormal damar büyümesini ve sızıntıyı tetikleyen VEGF proteinini bloke eden bu ilaçlar, göze yapılan çok ince bir enjeksiyonla uygulanır. Bu ilaçlar aynı zamanda diyabetik retinopatiye bağlı gelişen maküla ödeminin de tedavisinde etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

Bevasizumab anti-VEGF ilaçların ilkidir, göz için üretilmemiştir. Ranibizumab ve aflibersept göz içi enjeksiyon için üretilmiş formlardır ve uzun yıllardır güvenle kullanılmaktadır. Büyük klinik çalışmalarla ve vaka serileri ile diyabetik maküla ödemindeki etkinlikleri kanıtlanmış, pek çok hastada görme kazanımı sağlanmıştır.

En güncel ajan olan faricimab ise yalnızca VEGF'i değil, damar geçirgenliğinde kritik rol oynayan Ang-2 adlı ikinci bir proteini de aynı anda hedef alan çift etkili bir moleküldür. Faz 3 çalışmalarında faricimab, neovasküler YBMD ve diyabetik maküla ödeminde 16 haftaya kadar uzayan enjeksiyon aralıklarına ulaşırken, görme keskinliği ve retina kalınlığında da anlamlı iyileşmeler sağlamıştır.

Hedef daima az enjeksiyonla daha uzun süreli kontrolü sağlamak ve hastaların yaşam kalitesine üst düzey katkıda bulunmaktır.

Hâlâ Altın Standart: Lazer Tedavisi

Pan-retinal lazer fotokoagülasyon

Yılları aşkın bir geçmişe sahip olan lazer ışık koagülasyonu, anti-VEGF çağında dahi geçerliliğini korumaktadır. Proliferatif retinopatide geniş alanlı pan-retinal lazer fotokoagülasyon uygulaması, iskemik yani beslenmeyen retina bölgelerini zararsız hale getirmede, yeni damar oluşumlarını geriletmede ve görme kayıplarını önlemede hâlâ etkili ve geçerli bir tedavidir. Maküla ödeminde ise fokal lazer, anti-VEGF ile kombinasyon halinde veya tek başına günümüzde nadir vakalarda tercih edilmektedir. Tedavinin amacı görmeyi iyileştirmek değil, mevcut görme düzeyini korumaktır.

Cerrahinin Devreye Girdiği Noktalarda Vitreoretinal Cerrahi (Pars Plana Vitrektomi)

Diyabetik retinopatinin ileri evrelerinde göz içine kanamalar, görme noktasında ileri düzeyde ödem, sarı nokta önünde zar oluşumları ve yukarıda da bahsettiğimiz çekintili retina dekolmanları gelişebilir. Göz içindeki kanamalar kendi kendine çekilmediğinde, retina dekolmanı geliştiğinde ya da ağır proliferatif tablo oluştuğunda vitreoretinal cerrahi devreye girer. Pars plana vitrektomi adı verilen bu ameliyatta, ince ve hassas aletlerle göz içindeki kanlı sıvı temizlenir, retinayı çeken bant ve zarlar kesilerek temizlenerek gözden uzaklaştırılır, retina yatıştırılır ve gerekirse lazer ile tampon maddeler uygulanır. Cerrahi teknik ve ekipman son yıllarda kayda değer biçimde ilerlemiş; daha ince aletlerle yapılan yaklaşımlar iyileşme sürecini kısaltmıştır.

Ne Zaman Muayeneye Gitmeliyim?

Diyabetik retinopatinin en tehlikeli özelliği, ciddi görme kayıpları oluşana kadar belirti vermemesidir. Bu yüzden düzenli göz muayenesi bir şeker hastası için zorunlu ve elzem bir sağlık rutinidir. Önerilen takip sıklığı şöyle özetlenebilir:

  • Tip 1 ve Tip 2 diyabet tanısı konulur konulmaz ilk göz dibi muayenesi yapılmalıdır. Tip 1 diyabet genç yaşlarda görüldüğü için saldırgan seyirli olabilir, takip şarttır. Tip 2 diyabet ise daha ileri yaşlarda ortaya çıkar ve çoğunlukla yıllarca fark edilmeden seyreder. Bu sebeple, tanı anında retinopati halihazırda mevcut olabilir.
  • Retinopati yoksa yılda bir kontrol yeterlidir.
  • Retinopati varsa evresine ve ciddiyetine göre üç ila altı ayda bir takip gerekir.
  • Gebelik planlanıyorsa ya da gebelik söz konusuysa çok daha sık ve yakın takip şarttır.
Muayenehanemizdeki Yaklaşımımız

Şeker hastalığınız var mı? Gözlerinizi ihmal etmeyin.

Diyabetik retinopati, her hastada farklı bir seyirle ilerleyen, tedavi kararlarının bireysel olarak şekillendirilmesini gerektiren karmaşık bir hastalıktır. Muayenehanemizde her hastayı güncel görüntüleme yöntemleriyle kapsamlı biçimde değerlendiriyor; hastalığın evresine, sistemik kontrol durumuna ve bireysel risk profiline göre mevcut tüm tedavi seçeneklerini bir bütün olarak ele alıyoruz.

Amacımız yalnızca tedavi etmek değil; her hastamızı kendi hastalığını anlayan, kontrol sürecine etkin biçimde katılan, erken tehditleri fark edebilen ve sistemik kontrolü elden bırakmayan bir bilinçle desteklemektir.

Diyabetik retinopati önlenebilir bir körlük nedenidir. Ancak bu erken tanıyla mümkündür. Gözlerinizde hiçbir şikayet olmaması, retinanızın sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Şeker hastasıysanız ve son bir yıldır göz dibi muayenenizi yaptırmadıysanız mutlaka yaptırın. Bir göz dibi muayenesi, görmenizi yıllarca koruyabilir.

İçeriği Hazırlayan
Prof. Dr. Hande Çeliker
Uzmanlık
Retina ve Vitreoretinal Cerrahi, Uvea Hastalıkları, Behçet Hastalığı, Glokom, Prematüre Retinopatisi, Katarakt ve Akıllı Mercek Cerrahisi
Son Güncelleme
Site Editörü İletişim
editor@handeceliker.com / 0 532 400 88 98
Bilimsel Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler; American Academy of Ophthalmology (AAO), European Society of Retina Specialists (EURETINA), European Society of Cataract and Refractive Surgeons (ESCRS) ve American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) kılavuzları, Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) ve Türk Neonatoloji Derneği eğitim yayınları, ulusal rehberler ve hasta bilgilendirme paylaşımları, PubMed/MEDLINE’da yer alan güncel hakemli bilimsel makaleler, sistematik derlemeler ve meta-analizler, Cochrane Library’de yer alan tanı ve tedavi yöntemlerine ilişkin sistematik derlemeler, uluslararası ve ulusal hakemli oftalmoloji dergileri esas alınarak hazırlanmıştır.

Tıbbi Bilgilendirme: Bu içerik, Prof. Dr. Hande Çeliker tarafından güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmış hasta bilgilendirme metnidir. Her hastanın değerlendirmesi ve tedavi planı kişiye özeldir; bu nedenle içerik hekim muayenesinin yerine geçmez. Göz sağlığınızla ilgili bir şikâyetiniz veya tıbbi endişeniz varsa, gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir. Ayrıntılı bilgi için Tıbbi İçerik ve Hasta Bilgilendirme Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Randevu & İletişim

Muayene randevusu

Randevu talebi, ikinci görüş veya aklınıza takılan tek bir soru için muayenehanemize ulaşabilirsiniz. Talepleriniz en kısa sürede yanıtlanır.

Randevu ve bilgi hattı 0 532 400 88 98