Caddebostan · İstanbul / 0 532 400 88 98
Uzmanlık
Retinatedavileri
Anasayfa/Retina Tedavileri/Retina Damar Tıkanıklıkları

"Retina; gözün en ince ve hassas tabakasıdır. Bu hassas alanı milimetrik bir titizlikle ele alıyoruz..."

Retina Damar Tıkanıklığı: Gözün Kan Dolaşımı Durduğunda

Retinayı besleyen damarlar tıkandığında ne olur, hangi tablo ne kadar acildir ve günümüzde nasıl tedavi edilir?

Retina damar tıkanıklığı değerlendirmesi: retina anjiyografi görüntülerinin hastayla incelenmesi

Neden Önemlidir?

Retina, gözün arka duvarında yer alan ve gördüklerimizi beyine ileten incecik bir sinir dokusudur. Bu dokunun çalışabilmesi için kesintisiz bir kan akışına ihtiyacı vardır. Temiz ve oksijenli kanı retinaya taşıyan atardamarlar, kullanılmış kanı geri götüren toplardamarlar ve bu iki sistem arasında köprü kuran kılcal damarlar birlikte çalışarak retinanın her noktasını besler.

Bu damarlardan herhangi biri tıkandığında ya da hasar gördüğünde, etkilenen bölgenin oksijen ve besin ihtiyacı karşılanamaz. Tıkanıklığın hangi damar düzeyinde geliştiği (atar damar mı, toplar damar mı, kılcal damar mı? hem tablonun ağırlığını hem de tedavi yaklaşımını doğrudan belirler.

Retina damar tıkanıklıkları, diyabetik retinopatinin ardından görme kaybının en sık ikinci damarsal nedenidir. Aynı zamanda bu tablolar, çoğunlukla vücudun genel damar sağlığını yansıtan önemli birer uyarı işaretidir.

Retinal Ven Tıkanıklığı: Kan Geri Dönemediğinde

Toplardamarlar, retinanın kullanılmış kanını geri taşır. Bu damarlardan biri tıkandığında kan retinada birikir, basınç yükselir ve sıvı retina dokusuna sızar. Bu durum, retina içerisinde kanamalar, ödem ve görme kaybıyla sonuçlanır.

Bu tıkanıklığın geliştiği yere göre farklı klinik tablolar gelişebilmektedir;

Santral retinal (toplardamar) ven tıkanıklığı: Tüm retinanın kanını toplayan ana toplardamarın (ana/santral retinal ven) optik sinir başı düzeyinde tıkandığı tablodur. Retinanın her yanında kanamalar oluşur; görme ani ve belirgin biçimde bozulur. En ağır seyreden toplardamar (ven) tıkanıklığı tipidir. Tıkanıklık iskemik nitelikteyse yani retinanın geniş bir bölümüne kan ulaşamıyorsa ilerleyen haftalarda gözde anormal yeni damarlar gelişebilir ve tehlikeli bir göz tansiyonu yükselmesine zemin hazırlayabilir.

Dal retinal (toplardamar) ven tıkanıklığı: Ana toplardamarın bir kolunun tıkandığı, daha sık görülen tablodur. Retinanın yalnızca bir bölümü etkilenir. Tıkanıklık makulaya yani sarı noktaya (görme merkezimiz) yakın bir yerde ise görme kaybı belirgin olabilir; uzakta ise hasta hiçbir şey fark etmeyebilir ve hastalık rutin göz muayenesinde tesadüfen saptanabilir.

Belirtiler ve risk faktörleri: Ven tıkanıklıklarının en belirgin semptomu ani başlangıçlı, ağrısız görme kaybıdır. Hastalar çoğunlukla şöyle tarif eder: "Sabah uyandığımda bir gözümde görme gitmişti, her şeyi iyi görürken birden bire her şey bulandı, görme alanımın bir köşesi kararmış gibi görüyorum ya da bir anda gözüme perde indi sanki,gibi… ve hasta tüm bu bulgulara tipik olarak şunu da ekler; tüm bunlar olurken hiç ağrım olmadı!"

Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve göz tansiyonu (glokom) en sık karşılaşılan risk faktörleridir. Araştırmalar, özellikle santral ven tıkanıklığı geçiren kişilerde inme ve kalp krizi riskinin de anlamlı biçimde arttışı gibi kalp ve damar hastalıklarının anlamlı düzeyde artığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle tanı konulduğunda dahiliye hekimiyle değerlendirme büyük önem taşır.

Tedavi: Ven tıkanıklığına bağlı makula ödemlendiğinde günümüzdeki birinci basamak tedavi göz içi enjeksiyonlardır. Tıkanıklık sonrasında retinada artan Vascular Endothelial Growth Factor (VEGF) bakınız…… adlı bir madde kanlanamayan bölgelerde yani ama hastalıklı damar oluşumlarını ve damar sızıntılarını besler; anti-VEGF enjeksiyonları bu süreci hedef alarak şişliği geriletir ve görmeyi korur. Anti-VEGF enjeksiyonlarına yanıt yetersiz kalırsa uzun etkili kortikosteroid implantı planlanabilir. Retinanın geniş bir alanında kan dolaşımı durmuşsa, anormal damar oluşumunu önlemek için lazer tedavisi uygulanır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa görme kazanımı o kadar iyi olur; gecikildiğinde retinanın dış katları yani fotoreseptör dediğimiz görmemiz için hayati olan hücrelerde hasar kalıcı hale gelebilir.

Hastaya retina görüntüsünün anlatılması

Retinal Arter Tıkanıklığı: Gözün Felci

Atardamarlar, oksijen yüklü temiz kanı retinaya taşır. Bu damarlar tıkandığında retina hücreleri anında oksijensiz kalır. Beyin dokusunun inme sırasında hasar gördüğüne benzer bir süreç, retinada dakikalar içinde başlar.

Santral retinal arter tıkanıklığı: Retinanın tamamını besleyen ana atardamarın (ana/santral retinal arter) tıkandığı tablodur. Tek gözde ani, ağrısız ve tam görme kaybı ile kendini gösterir. Göz hekimliğinin en acil durumlarından biridir. Retina hücreleri oksijensiz kaldıktan sonra geri dönüşü olmayan hasar saatler içinde yerleşir; bu nedenle her dakika kritik önem taşır. Acil tedavi planlanmalıdır.

Dal retinal arter tıkanıklığı: Atardamarın bir kolunun tıkandığı tablodur. Görme alanının bir bölümü aniden kaybolur. Hasta bunu çoğunlukla "perdeli görmek" ya da "bir köşenin kararmış olması" şeklinde tarif eder. Santral tıkanıklığa kıyasla süreç daha iyidir; ancak yine de acil değerlendirme gerektirir.

Belirtiler ve risk faktörleri: Ani başlangıçlı, ağrısız, tek taraflı görme kaybı bu tablonun temel özelliğidir. Semptomlar birkaç dakika içinde gelip geçen geçici görme kaybı şeklinde de başlayabilir; bu durum tıkanmadan önceki son uyarı işareti olarak değerlendirilmeli ve vakit kaybedilmeksizin göz hekimine başvurulmalıdır.

Retinal arter tıkanıklığı kalp ve beyin damarlarını etkileyen aynı süreçlerin gözdeki yansımasıdır. Kalp kapak hastalıkları, atriyal fibrilasyon ve ateroskleroz başlıca nedenler arasında yer alır. Bu hastaların önemli bir kısmında süreç içinde inme geliştiği gösterilmiştir. Tanı konulduğunda nöroloji ve kardiyoloji değerlendirmesi zorunludur.

Tedavi: Retinal arter tıkanıklığı hâlâ çözüm bekleyen zorlu tablolardan biridir. Kanıtlanmış etkinliği yüksek bir tedavi protokolü henüz mevcut değildir; ancak semptomların başlangıcından itibaren ilk birkaç saat içinde göz içi basıncını düşürmeye yönelik girişimler, parmakla göze masaj, hiperkapnik yani karbodiyoksitten zengin) karışım solundurma ve bazı merkezlerde fotodinamik yaklaşımlar uygulanmaktadır. Asıl hedef retinaya kan akışını bir an önce yeniden sağlamaktır. Her geçen dakika altın gibi değerlidir. Prensip nettir; ne kadar hızlı müdahale edileblirse , görme.o kadar fazla korunabilir.

Kapiller Düzey Tıkanıklıklar: Sessiz Hasar

Retina damar tıkanıklığının fundus görüntüsü

Retinayı oluşturan hücre tabakalrının her noktasını besleyen, gözle görülemeyecek kadar ince kılcal damarlar vardır. Bu kapillerler tıkandığında ya da duvarları hasar gördüğünde, retinada kanın ulaşamadığı küçük alanlar oluşur. Bu süreç tek başına bir hastalık değil; daha çok başka hastalıkların retinada bıraktığı izdir.

Diyabetik retinopati: Kan şekerinin uzun süre yüksek seyretmesi, retina kılcal damarlarının duvarlarını yavaş yavaş tahrip eder. Zamanla bu ince damarlar sızıntı yapar, tıkanır ya da anormal yeni damarlar oluşturur. Diyabetik retinopati, dünya genelinde kalıcı görme kaybının en önde gelen nedenlerinden biridir. Hastalık sinsi seyirlidir; belirtiler çok geç ortaya çıkabilir. Bu nedenle şeker hastalarının yılda en az bir kez göz dibi muayenesi yaptırması hayati önem taşır. bakınız……

Hipertansif retinopati: Uzun süreli kontrol altına alınamamış yüksek tansiyon, retina damarlarını da etkiler. Damarlar daralır, sertleşir; ileri evrelerde kanama ve ciddi bozukluklar gelişebilir. Göz dibi muayenesi hipertansiyonun retina üzerindeki birikimli hasarını doğrudan yansıtır ve sistemik hastalığın ciddiyeti hakkında değerli bilgi verir.

Orak hücreli anemi ve diğer kan hastalıkları: Kanın yapısını etkileyen bazı hastalıklarda (özellikle orak hücreli anemide) şekli bozulmuş alyuvarlar ince retina kılcallarını tıkayabilir. Bu hastalarda düzenli retina takibi önerilmektedir.

Belirtiler ve tedavi: Kılcal damar (kapiller) düzeyindeki hasarda belirtiler çoğunlukla sinsi ve geç fark edilir. Görme kaybı, görme alanında karanlık noktalar ya da kontrast duyarlılığında azalma şeklinde kendini gösterebilir. Temel yaklaşım, altta yatan hastalığın (şeker, tansiyon, kan hastalığı,..) kontrol altına alınmasıdır. Makula ödemi (link….) eşlik ediyorsa anti-VEGF enjeksiyonları (link….) ve lazer tedavisi (link….) devreye girer.

Tanı: Hangi Yöntem Ne İşe Yarar?

Göz dibi muayenesi: Göz hekimi göz dibini incelediğinde kanamalar, soluk alanlar, damar değişiklikleri ve ödem gibi bulguları doğrudan gözlemleyebilir. Pek çok durumda bu muayene başlı başına tanıyı ortaya koyar.

Optik koherens tomografi (OKT): Retinanın katlarını kesit görüntülerle inceler. Makula ödeminin varlığını, derinliğini ve yaygınlığını sayısal olarak ortaya koyar. Hem tanı hem de tedavi yanıtının izlenmesinde temel referanstır.

Damar görüntülemesi (Fundus flöresein anjiyografi-FFA): Damardan verilen bir boya maddesiyle retinanın fotoğrafı çekilir. Kanın hangi bölgelere ulaşamadığı, hangi damarların sızdığı ve anormal damar oluşumu olup olmadığı bu yöntemle belirlenir.

Optik koherens tomografi anjiyografi (OKTA): Boya kullanmadan retina ve koroid damarlarını tüm katmanlarda görüntüleyen yeni nesil bir yöntemdir. Özellikle kapiller düzeydeki hasarın değerlendirilmesinde giderek daha fazla kullanılmaktadır.

Son Söz: Ani Görme Kaybı Bekleyebileceğiniz Bir Şey Değildir

Bir gözünüzde ani, ağrısız görme bozukluğu yaşadığınızda bu durum ne kadar kısa sürerse sürsün, ne kadar hafif görünürse görünsün o gün göz hekimine gitmeniz gerekir. Nasılsa geçer demek, asla kendiliğinden geçmeyecek bir tablonun iyileşmesinin önündeki tek engel olabilir. Retina damarları tıkandığında geçen her dakika, geri kazanılamayacak görme hücresi kaybı anlamına gelebilir

Muayenehanemizdeki Yaklaşımımız

Retina damar tıkanıklıklarında başarı; tablonun doğru tanımlanmasına, altta yatan nedenlerin ortaya konmasına ve tedaviye gecikmeden başlanmasına bağlıdır.

Toplar damar (ven), atar damar (arter) ve kılcal damar (kapiller) düzeyindeki tıkanıklıklar, birbirinden farklı aciliyet dereceleri, farklı tedavi seçenekleri ve farklı takip gereksinimleri olan tablolardır.

Muayenehanemizde her hasta göz tomografisi (OKT) ve gerektiğinde damar görüntülemesi (OKTA, FFA) ile kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir. Enjeksiyon tedavisinin türü, lazer planlaması ve takip sıklığı hastanın klinik tablosuna göre bireysel olarak belirlenmektedir. Sistemik risk faktörleri açısından ilgili branşlarla koordineli çalışılmakta; tedavi yanıtı düzenli kontrollerle yakından izlenmektedir.

İçeriği Hazırlayan
Prof. Dr. Hande Çeliker
Uzmanlık
Retina ve Vitreoretinal Cerrahi, Uvea Hastalıkları, Behçet Hastalığı, Glokom, Prematüre Retinopatisi, Katarakt ve Akıllı Mercek Cerrahisi
Son Güncelleme
Site Editörü İletişim
editor@handeceliker.com / 0 532 400 88 98
Bilimsel Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler; American Academy of Ophthalmology (AAO), European Society of Retina Specialists (EURETINA), European Society of Cataract and Refractive Surgeons (ESCRS) ve American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) kılavuzları, Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) ve Türk Neonatoloji Derneği eğitim yayınları, ulusal rehberler ve hasta bilgilendirme paylaşımları, PubMed/MEDLINE’da yer alan güncel hakemli bilimsel makaleler, sistematik derlemeler ve meta-analizler, Cochrane Library’de yer alan tanı ve tedavi yöntemlerine ilişkin sistematik derlemeler, uluslararası ve ulusal hakemli oftalmoloji dergileri esas alınarak hazırlanmıştır.

Tıbbi Bilgilendirme: Bu içerik, Prof. Dr. Hande Çeliker tarafından güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmış hasta bilgilendirme metnidir. Her hastanın değerlendirmesi ve tedavi planı kişiye özeldir; bu nedenle içerik hekim muayenesinin yerine geçmez. Göz sağlığınızla ilgili bir şikâyetiniz veya tıbbi endişeniz varsa, gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir. Ayrıntılı bilgi için Tıbbi İçerik ve Hasta Bilgilendirme Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Randevu & İletişim

Muayene randevusu

Randevu talebi, ikinci görüş veya aklınıza takılan tek bir soru için muayenehanemize ulaşabilirsiniz. Talepleriniz en kısa sürede yanıtlanır.

Randevu ve bilgi hattı 0 532 400 88 98