Caddebostan · İstanbul / 0 532 400 88 98
Uzmanlık
Retinatedavileri
Anasayfa/Retina Tedavileri/İntravitreal Enjeksiyonlar

"Retina; gözün en ince ve hassas tabakasıdır. Bu hassas alanı milimetrik bir titizlikle ele alıyoruz..."

İntravitreal Enjeksiyonlar: Gözün İçine Yapılan Tedavi

"Gözün içine iğne mi?"

İntravitreal enjeksiyon: ameliyathane koşullarında göz içine ilaç uygulanması

Önce Bir Düzeltme: Bu Kadar Korkutucu Değil

Pek çok hasta bu cümleyi duyduğunda irkilir. Bu kesinlikle anlaşılır bir tepkidir ama gerçek, bu cümlenin yarattığı korkudan çok daha farklıdır. İntravitreal yani göz içi enjeksiyon, adı kadar travmatik ve korkutucu bir işlem değildir. Birkaç saniye sürer, ağrı sızı vermez ve büyük çoğunlukla hastalar beklentilerinden çok daha rahat bir deneyim yaşadıklarını ifade ederler.

Peki göz içi enjeksiyonlar neden bu kadar yaygınlaştı? Çünkü bazı göz hastalıklarında görmeyi korumanın ya da kurtarmanın en etkili yolu budur.

Kısa Bir Tarihçe: Bir Kanser İlacının Beklenmedik Yolculuğu

İntravitreal enjeksiyonların hikayesi, aslında bir keşif hikayesidir.

1990'lı yıllarda bilim insanları tümörlerin büyümek için yeni damarlar oluşturduğunu ve bu süreçte Vasküler Endotelyal Growth Faktör (VEGF) adlı bir proteinin kilit rol oynadığını keşfetti. Eğer bu proteini bloke edebilirsek, yani anti-VEGF molekküllleri kullanabilirsek, tümörün beslenme hattını kesebiliriz fikri doğdu. Bu düşünceden yola çıkılarak geliştirilen bevacizumab, 2004 yılında kolorektal kanser tedavisi için FDA onayı aldı.

Ardından beklenmedik bir şey oldu.

Göz hekimleri, yaş tip sarı nokta hastalığında da anormal damar büyümesinin VEGF tarafından tetiklendiğini fark etti ve bevacizumabı göz içine uygulamaya başladı. İlaç göz hastalıkları için onaylı değildi ama klinik sonuçlar çok çarpıcıydı. Hastalar görme kazanıyordu. Bu, tıp tarihinde "off-label" yani onay dışı ilaç kullanımın en çarpıcı örneklerinden birine dönüştü.

Bevacizumabın off-label kullanımı yasal, finansal, endüstriyel ve etik boyutlarıyla karmaşık bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bir kanser ilacının onaysız göz içi uygulaması sorgulandı, tartışıldı ama küresel ölçekte kullanımı durmadı. Bugün bevacizumab, dünyanın pek çok ülkesinde hâlâ yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Bevacizumabın açtığı bu yolda, ardından göz hastalıkları için özel olarak tasarlanmış ve ruhsatlı moleküller geldi. Anti-VEGF çağı böylece başladı ve retina tedavilerini kökten değiştirdi.

Neden Göz İçine Enjeksiyon?

Gözün arka bölümüne yani retinaya ilaç ulaştırmanın en etkin yolu, o ilacı doğrudan hedef dokuya komşu olan vitreus jelinin içerisine vermektir. Bu yaklaşımın birkaç temel avantajı vardır:

Hedefe doğrudan ulaşım: Ağızdan alınan ya da damardan verilen ilaçların gözün içine geçişini engelleyen fizyolojik kan-retina bariyeri, ilaçların doğrudan retinaya ulaşmasını engelleyici özelliktedir. Ancak intravitreal uygulama yani ilaçların direk göz içerisine verilmesi kan-retina bariyerini devre dışı bırakır. Böylece göz içine verilen ilaç bu bariyeri aşmak zorunda kalmaz ve doğrudan hedef dokusunun yanında çalışmaya başlar.

Çok düşük doz: Gerçekte retinaya gereken ilaç miktarı gerçekte son derece azdır. Bu kadar küçük bir doz göz içerisine verildiğinde, ilacın gözden sistemik dolaşıma geçmesi de hayli düşük miktarlarda olur. Böylece vücudun diğer organlarının ilaca maruziyeti de azalır.

Hızlı ve etkili: İlaç, enjeksiyonun ardından kısa sürede hedef dokuya ulaşır ve hemen etkisini göstermeye başlar.

Hangi İlaçlar Uygulanıyor?

Anti-VEGF Ajanlar, Birinci Seçenek

Bevacizumab: Tariçede detaylı bir biçimde bahsettiğimiz, gerçekte kanser tedavisi için geliştirilmiş, göz içi kullanımı için ruhsatlı olmayan ama dünyanın pek çok ülkesinde off-label yani endikasyon dışı olarak yaygın biçimde uygulanan bu molekül, anti-VEGF çağının öncüsüdür. Maliyet avantajı nedeniyle bazı yerlerde halen kullanımı sürmektedir.

Ranibizumab: Göz içi kullanım için onaylı ilk anti-VEGF ajandır.

Aflibersept: Hem VEGF-A'yı hem de VEGF-B ve plasental büyüme faktörünü bloke eden geniş spektrumlu bir moleküldür. Daha uzun etki süresi nedeniyle enjeksiyon aralıklarını uzatabilir.

Faricimab: Anti-VEGF ailesinin en güncel üyesidir. Faricimab, hem anjiyopoietin-2'yi hem de VEGF-A'yı eş zamanlı olarak hedef alan çift etkili bir antikordur. Bu çift hedefleme sayesinde yalnızca anormal damar büyümesini değil, damar geçirgenliğini ve inflamasyonu da kontrol altına alır. Faricimabın hem görme keskinliğini koruduğunu hem de tedavi yükünü azalttığını gösteren bilgiler literatürde çoğalmaktadır.

Kortikosteroid İmplantlar

İnflamatuar komponentin ön planda olduğu vakalarda, Anti-VEGF tedavisinin yeterli yanıt vermediği durumlarda veya bazen de kombinasyon şeklinde intravitreal kortikosteroid uygulamaları gündeme gelir.

Deksametazon implant: Yavaş salınımlı bir kortikosteroid implantıdır. Göz içine yerleştirildikten sonra yaklaşık 4-6 ay boyunca etkin düzeyde ilaç saldığı bildirilse de sıklıkla etkinlik süresi 3 ay civarındadır. Retinal ven tıkanıklığına bağlı maküla ödemi ve üveit tedavisinde sıklıkla kullanılır.

Fluosinolon asetonid implant: Çok daha uzun süreli bir steroid implantıdır. Yaklaşık 3 yıl salınım sağladığı bildirilmiştir. Avrupa'da (EMA) ve ABD'de (FDA) diyabetik maküla ödemi ve non-enfeksiyöz üveit endikasyonlarında onaylıdır. Kronik diyabetik maküla ödemi tedavisinde tercih edilir. Türkiye'deki erişilebilirliğini hekiminize danışınız.

Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Anti-VEGF enjeksiyonları ile:

Yaş tip sarı nokta hastalığı (YBMD): Birinci tedavi seçeneğidir. Yaş tip sarı nokta hastalığında görmeyi korumanın ve iyileştirmenin en etkili yoludur.

Diyabetik maküla ödemi: Şeker hastalığına bağlı sarı noktanın ödemlenerek şişmesinin tedavisinde kritiktir.

Proliferatif diyabetik retinopati: Cerrahi öncesinde anormal damarları gerileten hazırlık tedavisi olarak kullanılabilmektedir.

Retinal ven tıkanıklıkları: Santral ve ven dal tıkanıklığında gelişen maküla ödeminin tedavisinde ektindir.

Miyopik koroid neovaskülarizasyonu: Yüksek miyopide gelişen anormal damarlanmanın geriletilmesinde kullanılmaktadır.

Prematüre retinopatisi (ROP): Erken doğan bebeklerde gelişen ve körlükle sonuçlanabilen bir hastalıktır. Anormal retina damarlanmasının tedavisinde halen altın standart olarak lazer fotokoagülasyon kullanılmakta ise de anti-VEGF tedavi sağaltımda etkin bir yöntemdir.

Neovasküler glokom: Göz içinde kontrolsüz gelişen anormal damarlanmanın baskılanması

Üveitik makula ödemleri, katarakt cerrahisi sonrası gelişen makula ödemleri, gibi..: Görme noktasında sıvı toplanmasına sebep olan yani makulayı ödemlendiren çeşitli endikasyonlarda kullanılabilmektedir.

Kortikosteroid enjeksiyon ve implantları ile:

Üveitler: Göz içi mikropsuz iltihabın tedavisinde steroid enjeksiyon ve implantları kullanılabilir.

Retinal ven tıkanıklığına bağlı maküla ödemi: Anti-VEGF'e yetersiz yanıt veren veya kontrendikasyon olan vakalarda uygulanmaktadır.

Psödofakik maküla ödemi: Katarakt ameliyatı sonrası gelişen sarı noktada sıvı toplanması durumunda kullanılabilmektedir.

Diğer ajanlarla:

Endoftalmi: Gözün tüm alanlarının tutulduğu, çok tehlikeli bir enfeksiyon durumudur. Bu durumda doğrudan antimikrobiyal ajanların (antibiyotik, anti-mantar,.. ilaçların) direk göz içerisine enjeksiyonudur. Acil bir uygulamadır.

Viral retinitler: Viral retina enfeksiyonunda antiviral ajanın göz içerisine direk enjeksiyonu yapılmaktadır.

Göz içi lenfoma: Göze sınırlı lenfoma vakalarında kemoterapi ajanı enjeksiyonu yapılabilmektedir.

Submaküler hemoraji: Sarı noktanın altında biriken kanamanın dağıtılması amacıyla doku plazminojen aktivatörü ve gaz kombinasyonunun enjeksiyonudur.

Steril koşullarda göz içi (intravitreal) enjeksiyon uygulaması

İşlem Nasıl Yapılır?

Nerelerde Yapılabilir?

İntravitreal enjeksiyon, yeterli steril koşullar sağlandığında hem ameliyathanede hem de özel hazırlanmış muayenehane ortamında güvenle uygulanabilir. Dikkatli bir asepsi tekniği sağlandığında enjeksiyonun muayenehane ya da ameliyathane ortamında yapılmasının endoftalmi oranları üzerinde belirleyici bir fark yaratmadığı gösterilmiştir. Muayenehanemizdeki yaklaşımımızda her iki seçenek de mevcuttur. Hangisinin uygulanacağı, hastanın durumuna ve klinik koşullara göre belirlenir.

Adım Adım Göz İçi (İntravitreal) Enjeksiyonun Basamakları

Hazırlık: Göz ve çevresi, altın standart antiseptik olan povidon-iyot solüsyonuyla titizlikle temizlenir. Bu adım, enfeksiyon riskini azaltmada en önemli basamaktır.

Anestezi: Lokal anestezik damla uygulanır. Çoğu hasta için bu yeterlidir. Gerekli durumlarda enjeksiyon bölgesine ince bir iğneyle ek uyuşturucu uygulanabilir.

Enjeksiyon: İlaç kornea kenarına belli bir mesafeden, beyaz bölge (skleradan) üzerinden yavaş ve dikkatli biçimde vitreus içine verilir. İşlem birkaç saniye sürer.

Kontrol: Enjeksiyon sonrasında göz içi basıncı ölçülür. Gerektiğinde basıncı düşürücü önlemler işlem öncesi ve sonrasında alınabilir.

Enjeksiyon Sonrası: Enfeksiyondan Korunmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Antibiyotikli göz damlası kullanımı: Muayenehanemizde enjeksiyon sonrasında antibiyotikli göz damlası reçete edilmektedir. Bilimsel tartışmalar devam etse de biz bu yaklaşımı, hastanın gözüyle temasını kaçınılmaz kılan günlük yaşam koşullarında ekstra bir güvenlik yaklaşımı olarak değerlendiriyoruz.

Gözü ellememek: Enjeksiyon sonrasında gözü ovalamak, dokunmak ya da ovuşturmak kesinlikle yasaktır. Bu, dışarıdan mikropları taşımanın en kolay yoludur.

Temizlik kuralları: El yıkama alışkanlığı bu süreçte daha da önem kazanır. Damla uygulanırken şişenin ucunun göze ya da ele değmemesi gerekir.

Kişisel yakın temas: Enfeksiyon riskini en aza indirmek için işlem sonrası erken dönemde yakın temas konusunda dikkatli olmak gerekir. Özellikle düğün, bayram, yoğun misafir ağırlama zamanlarında fazladan özen göstermek gerekir.

Yüzme ve kirli su: Enjeksiyonun ardından en az bir hafta havuz, deniz ve doğal su kaynaklarından uzak durulmalıdır.

Makyaj ve kozmetik ürün: Göz çevresine uygulanan makyaj ve kozmetik ürünler, enjeksiyon sonrası ilk günlerde kullanılmamalıdır.

Normal aktiviteler: Enjeksiyon günü aşırı fiziksel efor gerektiren aktivitelerden kaçınmak önerilir. Ancak çoğu hasta günlük yaşamına aynı gün ya da ertesi gün dönebilir.

Dikkat edilmesi gereken belirtiler: Enjeksiyon sonrasında hafif kızarıklık, uçuşan cisim artışı, enjeksiyonun hemen ardından ilacın göz içerisinde yayılımını hissetmek ve hafif bir rahatsızlık hissi normaldir. Ancak şu belirtiler acil başvuru gerektiren uyarı işaretleridir:

  • Görme keskinliğinde ani ve belirgin azalma
  • Şiddetli göz ağrısı
  • Işığa aşırı hassasiyet
  • Artan kızarıklık ve sulanma

Bu belirtiler nadir ama ciddi bir komplikasyonun endoftalminin habercisi olabilir. Böyle bir durumda acilen hekiminizle iletişime geçmeniz gerekir.

Endoftalmi: Nadir Ama Ciddiye Alınması Gereken Komplikasyon

Endoftalmi, göz içine bakteri ya da mantar bulaşmasıyla gelişen, görmeyi ciddi biçimde tehdit eden bir enfeksiyondur. Büyük serilerde göz içi enjeksiyon sonrası endoftalmi görülme sıklığı çok yüksek bildirilmemektedir ama gerçekleştiğinde hızlı müdahale şarttır.

Belirtiler genellikle enjeksiyondan sonraki ilk 1-5 gün içinde ortaya çıkar. Görme bulanıklığı, ağrı ve kızarıklık başlıca bulgulardır. Bu tabloda saatler kritik önem taşır; aynı gün göz hekimine ulaşılmalıdır.

Steril teknik, povidon-iyot uygulaması ve işlem sonrası hasta hijyeni: Endoftalmiye karşı en güçlü kalkan bu üçlüdür.

Son Söz: Korku Değil Bilgi

Gözünüze iğne yapılacağını duyduğunuzda hissettiğiniz o irkilme normaldir. Ama bu bilgileri okuduktan sonra şunu bilmenizi isteriz ki; intravitreal enjeksiyon, onlarca yıllık deneyimin ve milyonlarca uygulamanın güvenle arkasında durduğu, görmeyi kurtaran bir tedavidir. Gerçekte asla yapılmaması gereken, gözünüzde bir şeyler olduğunu hissederken beklemektir.

Muayenehanemizdeki Yaklaşımımız

İntravitreal enjeksiyon, her hastada farklı bir klinik tabloya ve farklı bir tedavi planına karşılık gelir.

Hangi ilacın, ne sıklıkla ve ne kadar süreyle uygulanacağı; tedaviye yanıtın nasıl izleneceği gibi tüm bu kararlar bireysel olarak şekillendirilir. Muayenehanemizde tedavinin her aşaması titizlikle hasta özelinde planlanmakta, enjeksiyon sırasında steril koşullara azami özen gösterilmekte ve her hasta tedavi süreci boyunca özellikle enjeksiyonun erken döneminde (hafta sonu da dahil olmak üzere) yakın takibimiz altında tutulmaktadır. Muayenehanemiz İstanbul’da bulunduğundan il dışından gelen hastalarımız ertesi günkü kontrolleri yapıldıktan sonra telefonla takip süreci belirlenerek evlerine gönderilir.

İçeriği Hazırlayan
Prof. Dr. Hande Çeliker
Uzmanlık
Retina ve Vitreoretinal Cerrahi, Uvea Hastalıkları, Behçet Hastalığı, Glokom, Prematüre Retinopatisi, Katarakt ve Akıllı Mercek Cerrahisi
Son Güncelleme
Site Editörü İletişim
editor@handeceliker.com / 0 532 400 88 98
Bilimsel Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler; American Academy of Ophthalmology (AAO), European Society of Retina Specialists (EURETINA), European Society of Cataract and Refractive Surgeons (ESCRS) ve American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) kılavuzları, Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) ve Türk Neonatoloji Derneği eğitim yayınları, ulusal rehberler ve hasta bilgilendirme paylaşımları, PubMed/MEDLINE’da yer alan güncel hakemli bilimsel makaleler, sistematik derlemeler ve meta-analizler, Cochrane Library’de yer alan tanı ve tedavi yöntemlerine ilişkin sistematik derlemeler, uluslararası ve ulusal hakemli oftalmoloji dergileri esas alınarak hazırlanmıştır.

Tıbbi Bilgilendirme: Bu içerik, Prof. Dr. Hande Çeliker tarafından güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmış hasta bilgilendirme metnidir. Her hastanın değerlendirmesi ve tedavi planı kişiye özeldir; bu nedenle içerik hekim muayenesinin yerine geçmez. Göz sağlığınızla ilgili bir şikâyetiniz veya tıbbi endişeniz varsa, gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir. Ayrıntılı bilgi için Tıbbi İçerik ve Hasta Bilgilendirme Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Randevu & İletişim

Muayene randevusu

Randevu talebi, ikinci görüş veya aklınıza takılan tek bir soru için muayenehanemize ulaşabilirsiniz. Talepleriniz en kısa sürede yanıtlanır.

Randevu ve bilgi hattı 0 532 400 88 98