Caddebostan · İstanbul / 0 532 400 88 98
Uzmanlık
Retinatedavileri
Anasayfa/Retina Tedavileri/Lazer Fotokoagülasyon

"Retina; gözün en ince ve hassas tabakasıdır. Bu hassas alanı milimetrik bir titizlikle ele alıyoruz..."

Lazer Fotokoagülasyon: Retinal Lazer Tedavisi Nedir, Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Işığa maruziyetin göze zarar verebileceğini uzun yıllardır biliyoruz. Ama doğru dalga boyunda, doğru yoğunlukta ve doğru hedefe odaklandığında aynı enerji bir tedavi aracına dönüşmektedir. Retinal lazer fotokoagülasyon çok uzun yıllardır oftalmoloji klinik pratiğinde bu amaçla kullanılan bir uygulamadır.

Lazer fotokoagülasyon: yarık lamba başında retinaya argon lazer uygulanması

Işığın Mekanizması Nedir ?

Lazer Fotokoagülasyon tedavisi dediğimizde aslında ‘Fotokoagülasyon’ kelimesi bize mekanizmayı tam olarak anlatmaktadır: ışık (foto) ile pıhtılaştırma (koagülasyon) kelimelerinin birleşimidir. Lazer ışını retina dokusuna ulaştığında, o bölgedeki pigment hücreleri enerjiyi ısıya dönüştürür. Bu kontrollü ısı, hedef dokuda küçük bir koagülasyon yani minik bir yakma şeklinde bir çeşit yapısal değişiklik oluşturur. Böylece sızıntı yapan damar kapatılır, anormal damar büyümesini tetikleyen sinyaller kesilir, iskemik yani beslenemeyen bir çeşit ölü dokuya dönümüş retina sahaları etkisizleştirilir.

Tüm bunlar birkaç milisaniye içinde, retinanın yalnızca hedeflenen noktasında gerçekleşir. Komşu sağlam retina dokusu, mümkün olduğunca korunur.

Hangi Lazer, Hangi Dalga Boyu?

Retinal lazer tedavisinde kullanılan ışığın dalga boyu, tedavinin hedefine göre seçilir.

Argon lazer (514 nm ve yeşil): Uzun yıllar retinal lazer tedavisinin standart aracı olmuştur. Hemoglobin ve melanin tarafından iyi absorbe edilmesi, hem damarsal hem de pigment epitelini hedefleyen uygulamalarda etkinlik sağlar.

Diod lazer (810 nm ve kızılötesi): Daha derin dokulara ulaşabilir. Katarakt varlığında, lens opasitesinin lazerin geçişini engellediği durumlarda avantaj sağlar. Prematüre retinopatisi tedavisinde argon lazere kıyasla katarakt komplikasyonu daha az görülmektedir.

Sarı lazer (577 nm): Oksihemoglobin tarafından güçlü absorbe edilir, makülaya yakın uygulamalarda lens ve sinir lifi tabakasına verilen hasarı azaltma açısından avantaj sunar.

Navigasyon destekli lazer sistemleri: Son yıllarda geliştirilen bu sistemler, optik koherens tomografi (OKT) görüntüleriyle entegre çalışarak lazer spotlarını önceden planlanmış koordinatlara otomatik olarak yerleştirir.

Panretinal lazer fotokoagülasyon: retina fundus görüntüsünde yeşil lazer ışını ve çevredeki lazer izleri

Hangi Lazer Tekniği Hangi Durumlarda Kullanılır ?

Retinal lazer tek bir teknikten ibaret değildir. Uygulanan yöntem, tedavi edilen hastalığa ve lezyonun özelliğine göre belirlenir.

Panretinal Fotokoagülasyon (PRP)

Adından da anlaşılacağı gibi ‘pan retinal yani tüm retina’ yaklaşımıdır. Bu şu demektir; sarı nokta ve makulayı çevreleyen büyük damarlar korunarak, retinanın geniş bir bölümüne lazer yanıkları (spot) uygulanır. Bir tedavi seansında yüzlerce spot uygulanabilir. Tamamlanması için genellikle iki ila dört seans gerekir ancak daha fazla da olabilir.

PRP' nin temel mantığı şudur: Oksijensiz kalan retina bölgeleri anormal damar büyümesini tetikleyen vasküler endotelyal growth (büyüme) faktör (VEGF) sinyali üretir . Bu bölgeler lazerle yakıldığında bu üretim sinyalleri kesilir. Hem yeni damar gelişimi durur hem de anormal damarlar gerilemeye başlar. Merkezi görme korunurken, çevresel (periferik) görme ve gece görüşü bir ölçüde etkilenir. Bu etkilenme, hastalığın doğal seyrindeki çok daha ağır kayıpla karşılaştırıldığında göze alınabilir bir durumdur.

Fokal Lazer

Sızıntı yapan belirli damar noktalarını hedef alan, son derece hassas ve sınırlı bir uygulamadır. Fundus flöresein anjiyografi görüntüleri hangi noktalara lazer uygulanması gerektiğini göstermede yol göstericidir. Bir kaç spot yeterli olabilir. Maküla çevresindeki sızıntılarda tercih edilir.

Grid Lazer

Sızıntı belirli noktalara değil geniş bir alana yayılmışsa, lazer yanıkları bu alana ızgara (grid) düzeninde yerleştirilir. Spotlar birbirine değmeyecek mesafede, düzenli aralıklarla uygulanır. Yaygın maküla ödeminde fokal lazerin yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilir.

Muayenehanede Neler Yaşanır?

Retinal lazer tedavisi ameliyathane gerektirmez. Tüm işlem muayenehane koşullarında, oturur pozisyonda gerçekleştirilir.

Önce göz bebeği büyütücü damlalar uygulanır. Gözbebeği yeterince açıldıktan sonra, (kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 20-30 dakika sürer) hasta biyomikroskop önüne alınır. Korneaya özel bir kontakt lens yerleştirilir; bu lens hem lazer ışığını retinaya odaklar hem de gözün hareketini sınırlayarak kesinlik sağlar.

Her lazer atımı yalnızca milisaniyeler sürer. İşlem boyunca parlak flaşlar görülmesi normaldir. Çoğu hastada belirgin ağrı yaşanmaz; ancak özellikle tüm retinaya yapılan lazerlerde, zaman zaman hafif basınç ya da rahatsızlık hissi bildirilir. Gerektiğinde göz çevresine anestezi uygulanabilir.

Her seans 15-20 dakika kadar sürer. Tedavi günü araç kullanmak önerilmez, göz bebeği birkaç saat büyük kalır ve yakın görme geçici olarak bulanıklaşabilir.

Hangi Hastalıklarda Uygulanır?

Retinal lazer fotokoagülasyon pek çok farklı hastalıkta uygulanabilir. Her birinin detayına bu sayfada girmek yerine, ilgili sayfaları ziyaret etmenizi öneririz,

  • Proliferatif diyabetik retinopati ve diyabetik maküla ödemi
  • Retina yırtığı (dekolmana dönüşmeyi önleyici lazer)
  • Retinal damar tıkanıklıkları
  • Yaş tip sarı nokta hastalığı (YBMD) (sadece seçilmiş vakalarda)
  • Neovasküler glokom
  • Prematüre retinopatisi (ROP)

Tedavi Sonrasında Neler Beklenebilir?

Retinal lazer tedavisinin amacı çoğunlukla görmeyi iyileştirmek değil, mevcut görmeyi korumak ve daha fazla kaybı önlemektir. Bu farkı hastanın iyi anlaması, gerçekçi beklentiler oluşturması açısından kritik önem taşır.

Kısa vadeli değişiklikler:

Tedavi günü görme bulanık olabilir; bu genellikle 24 saat içinde düzelir. Fokal ya da grid lazer sonrasında ilk günlerde görme alanında küçük lazer izleri fark edilebilir. Bu izler zamanla silinir ya da fark edilmez hale gelir.

Uzun vadeli etkiler:

Tüm retinal lazer sonrasında civar görme alanı ve gece görüşü kalıcı olarak etkilenebilir. Bu durum tüm retinaya uygulanan lazerin kaçınılmaz bir sonucudur ve hastalara tedavi öncesinde açıkça anlatılmalıdır. Renk görüşü ve kontrast hassasiyeti nadiren etkilenir.

Takip zorunludur:

Lazer tedavisi tek seferlik bir müdahale değildir. Sızıntı alanları kapansa bile ilerleyen dönemde yeni odaklar gelişebilir. Retinanın tamamına uygulanacak olan lazerin bitirilmesi için birden fazla seans gerekebilir. Fundus flöresein anjiyografi ve OKT ile yapılan düzenli kontroller tedavinin ayrılmaz parçasıdır.

Lazerin Tarihsel Yolculuğu

Onlarca yıl boyunca proliferatif diyabetik retinopati ve maküla ödeminin tek tedavi seçeneği olan retinal lazer, 2000'li yılların ortasında anti-VEGF ilaçların sahneye çıkmasıyla birlikte rolünü paylaştı. Maküla ödemi tedavisinde anti-VEGF birincil sıraya geçerken lazer tamamlayıcı konuma geriledi. Proliferatif retinopatide ise tüm retinal lazer vazgeçilmezliğini bugün de korumaktadır.

Altmış yılı aşkın klinik deneyimi, binlerce çalışmayla doğrulanmış etkinliği ve muayenehane koşullarında uygulanabilirliğiyle retinal lazer, retina cerrahisinin halen temel taşlarından biri olmayı sürdürmektedir.

Muayenehanemizdeki Yaklaşımımız

Muayenehanemizde fundus flöresein anjiyografi, OKT ve OKT anjiyografi eşliğinde kapsamlı retina değerlendirmesi yapılmakta; her hasta için bireysel bir tedavi planı oluşturulmaktadır.

İçeriği Hazırlayan
Prof. Dr. Hande Çeliker
Uzmanlık
Retina ve Vitreoretinal Cerrahi, Uvea Hastalıkları, Behçet Hastalığı, Glokom, Prematüre Retinopatisi, Katarakt ve Akıllı Mercek Cerrahisi
Son Güncelleme
Site Editörü İletişim
editor@handeceliker.com / 0 532 400 88 98
Bilimsel Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler; American Academy of Ophthalmology (AAO), European Society of Retina Specialists (EURETINA), European Society of Cataract and Refractive Surgeons (ESCRS) ve American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) kılavuzları, Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) ve Türk Neonatoloji Derneği eğitim yayınları, ulusal rehberler ve hasta bilgilendirme paylaşımları, PubMed/MEDLINE’da yer alan güncel hakemli bilimsel makaleler, sistematik derlemeler ve meta-analizler, Cochrane Library’de yer alan tanı ve tedavi yöntemlerine ilişkin sistematik derlemeler, uluslararası ve ulusal hakemli oftalmoloji dergileri esas alınarak hazırlanmıştır.

Tıbbi Bilgilendirme: Bu içerik, Prof. Dr. Hande Çeliker tarafından güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmış hasta bilgilendirme metnidir. Her hastanın değerlendirmesi ve tedavi planı kişiye özeldir; bu nedenle içerik hekim muayenesinin yerine geçmez. Göz sağlığınızla ilgili bir şikâyetiniz veya tıbbi endişeniz varsa, gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir. Ayrıntılı bilgi için Tıbbi İçerik ve Hasta Bilgilendirme Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Randevu & İletişim

Muayene randevusu

Randevu talebi, ikinci görüş veya aklınıza takılan tek bir soru için muayenehanemize ulaşabilirsiniz. Talepleriniz en kısa sürede yanıtlanır.

Randevu ve bilgi hattı 0 532 400 88 98