Caddebostan · İstanbul / 0 532 400 88 98
Uzmanlık
Retinatedavileri
Anasayfa/Retina Tedavileri/Üveit Tedavisi

"Retina; gözün en ince ve hassas tabakasıdır. Bu hassas alanı milimetrik bir titizlikle ele alıyoruz..."

Üveit Tedavisi: Göz İçi İltihabının Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Gözde kızarıklık, ışığa hassasiyet, görme bulanıklığı, ağrı gibi şikayetler çoğu zaman zararsız bir konjonktivit olarak geçiştirilebilir. Oysa bazen sorun çok daha derinlerde, gözün orta damar tabakasında yatar. Üveitler, hem görmeyi tehdit eden hem de altta yatan ciddi bir sistemik hastalığın habercisi olabilen, göz hekimliğinin en dikkatli yaklaşım gerektiren ve en zor alanlarından biridir.

Üveit Tedavisi: Göz İçi İltihabının Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Erken tanı ve doğru tedavi ile hastalığın gidişatı büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Tedavi edilmediğinde ise katarakt, glokom ve kalıcı görme kaybı kaçınılmaz hale gelebilir.

Üveit Nedir?

Göz küresi üç tabakadan oluşur. En dışta koruyucu sklera ve kornea, en içte retina, ortada ise damardan ve koyu renkli pigmentten son derece zengin bir doku olan uvea dokusu bulunur. Uvea; iris, siliyer cisim ve koroid adı verilen üç bölümden oluşur ve iltihaplanmasına üveit adı verilir.

Üveit dünya genelinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde görülebilen körlük nedenlerinden biridir. Bazen, görece sinsi seyredebilen, kronik bir tablo izleyebilen ve sadece bir göz hastalığı olmaktan öte sistemik bir hastalığın gözdeki yansıması olabilen bu tablo, tanı ve tedavide multidisipliner yani tıbbın başka branşlarının da dahil olduğu bir yaklaşım gerektirir.

Üveitin Türleri

Üveit, tutulum yerine göre farklı isimler alır. Bu sınıflandırma hem klinik tabloyu hem de tedavi yaklaşımını doğrudan etkiler.

Ön üveit (iritis): Uveanın ön bölümü olan iris ve ön kamaranın iltihaplanmasıdır. Tüm üveit vakalarının yaklaşık yüzde doksanını oluşturur. En sık karşılaşılan tiptir ve genellikle belirgin semptomlarla kendini belli eder.

Orta üveit (siklit): Uveanın orta bölümünün yani siliyer cismin tutulduğu tablodur. Vitreus içinde hücre birikimi ve sis görünümü ile karakterizedir.

Arka üveit (koroidit): Uveanın arka bölümünü oluşturan koroidin iltihaplanmasıdır. Retinayı besleyen bu tabakanın tutulumu, merkezi görmeyi doğrudan tehdit edebilir. Koroidin tutulumuna uvea dokusunun birer unsuru olmasalar bile, retina, optik disk, vitreus gibi komşu yapılar da katılabilir.

Panüveit: Uveanın tüm katmanlarının birlikte etkilendiği tablodur. Hastaların büyük kısmında her iki göz de tutulur.

Üveitte gözde kızarıklık

Üveit Neden Olur?

Hastaların önemli bir bölümünde üveitin kesin nedeni saptanamaz. Saptanabildiği durumlarda ise karşımıza iki ana başlık çıkar.

Enfeksiyöz (mikrobik) nedenler: Virüsler, mantarlar, bakteriler ve parazitler üveite yol açabilir. Toksoplazma, Herpes virüs ailesi, sifiliz ve tüberküloz bu grup içinde en sık karşılaşılan etkenlerdendir.

Enfeksiyöz olmayan (otoimmün ve sistemik) nedenler: Bağışıklık sisteminin göz dokusuna yönelik yanlış bir tepkisi sonucu gelişen bu tablolar, çoğu zaman sistemik bir hastalığın gözdeki yansımasıdır. Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit gibi spondilitler bu nedenler arasında sayılabilir. Göz travması ve göz ameliyatları da üveit tetikleyicileri arasında yer alır.

Belirtiler

Üveit hastalığı, türüne göre farklı bir klinik tablo çizer. Ön üveit çoğunlukla ani başlangıçlı ve belirgin semptomlarla kendini gösterirken, arka üveit bulgu vermeden daha sinsi seyredebilir.

Sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Gözde kızarıklık ve ağrı
  • Işığa karşı aşırı hassasiyet (fotofobi)
  • Görme alanında uçuşmalar ve noktalar
  • Bulanık ya da azalmış görme

Hastalık alevlenme ve sessiz dönemler şeklinde seyredebilir. Her üveit tipinin özellikle de altta yatan sebebe göre farklı bir seyri vardır. Uygun tedavinin hızlıca başlandığı ve komplikasyon gelişmediği sürece görme korunabilir.

Biyomikroskop ile göz muayenesi

Tanı

Üveit tanısı dikkatli ve kapsamlı bir göz muayenesine dayanır. Hastalık bazı vakalarda hiçbir belirti vermeksizin yalnızca muayenede saptanabilir; bu da düzenli göz kontrolünün önemini bir kez daha ortaya koyar.

Yarık lamba biyomikroskopisi: Ön segment bulgularını (ön kamaradaki hücre ve fibrin eksudalar, keratik presipitalar (kornea arka yüzeyinde hücre birikintileridir, üveitin altta yatan sebebini ayırt etmemizde çok yardımcı bir bulgudur) ayrıntıyla değerlendirmeye olanak tanır. Göz dibi muayenesi ise koroid, optik sinir ve retinayı etkileyen arka segment tutulumunu ortaya koyar.

Optik Koherens Tomografi (OKT): Retina ve koroidin çok katlı yapısını ayrıntıyla görüntüler. Üveitin retinada yaptığı hasarı, ödemin varlığını, tipini, yaygınlığını ve tedaviye yanıtı izlemede vazgeçilmez bir araçtır.

Flöresein ve indosiyanin yeşili anjiyografi: Retina ve koroid damarlarındaki sızıntı, tıkanıklık ya da yeni damar oluşumunu görüntülemek için uygulanır. Arka segment üveitlerinde tedavi planlamasına önemli katkı sağlar.

Sistemik değerlendirme: Üveit saptandığında altta yatan olası sistemik bir hastalığın araştırılması zorunludur. Bu amaçla dahiliye, romatoloji, göğüs hastalıkları ya da enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıyla iş birliği yapılır, ilgili kan testleri ve radyolojik görüntülemeler planlanır.

Tedavi

Üveitin kesin bir tedavisi yoktur; ancak hastalık büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Her hasta farklı bir klinik tablo sergilediğinden, aynı kişide bile alevlenmenin şiddetine göre tedavi stratejisi değişebilir. Temel hedefler; iltihabı baskılamak, ağrıyı gidermek, görmeyi korumak ve komplikasyonların önüne geçebilmektir.

Antimikrobiyal tedavi: Enfeksiyöz bir etken saptandığında ya da kuvvetle şüphelenildiğinde, ilgili mikroorganizmayı hedef alan özgül tedavi uygulanır.

Kortikosteroidler: İltihabi yanıtı baskılamada birinci basamak tedavidir. Tutulumun yerine ve şiddetine göre göz damlası, göz çevresine veya içerisine (intravitreal) enjeksiyon ya da sistemik tablet içilmesi veya damardan infüzyon (pulse steroid uygulaması ya da farklı dozlarda) formunda uygulanabilir. Buradaki esas amaç iltihabı baştan baskılayarak ilerlemesini durdurmaktır, ancak hiçbir zaman steroid tedavisi uzun süreli düşünülmez çünkü çok geniş bir yan etki profiline sahiptirler. Temel amaç yangını kontrol alır almaz uzun vadede güvenli bir bağışıklık sistemi baskılayıcı yani immünsüpresif tedaviye geçebilmektir.

Sikloplejik ajanlar: Gözün iç kaslarını geçici olarak gevşeten bu ilaçlar, ağrıyı azaltmak ve göz bebeğini büyük tutarak sineşiler de denilebilen göz içi yapışıklıkların oluşmasını engellemek için kullanılır.

İmmünsüpresif tedavi: Şiddetli, kronik seyirli ya da steroid bağımlılığı gelişen vakalarda metotreksat, mikofenolat mofetil veya azatioprin gibi bağışıklığı baskılayıcı ilaçlara başvurulur. Ancak, biyolojik ajanlar dediğimiz nispeten yeni nesil ilaçlar; özellikle infliksimab ve adalimumab gibi tümör nekrozis faktör baskılayıcı (anti-TNF) tedaviler, konvansiyonel tedaviye dirençli vakalarda ve özellikle Behçet üveitinde giderek daha önemli bir yer edinmektedir.

Cerrahi: Üveite bağlı glokom, katarakt veya retina komplikasyonları geliştiğinde cerrahi müdahale gerekebilir. Ancak üveit aktifken yapılan cerrahinin bir kısım riskleri beraberinde getirdiği unutulmamalı; zamanlama, her zaman dikkatle planlanmalıdır. Acil cerrahi gerektiren durumlarda profilaksi dediğimiz cerrahi öncesi ve sonrası yoğun bağışıklık tedavisi baskılanması özellikli ve tecrübe gerektiren bir durumdur.

Son Söz: Sessiz Seyreden Hastalıklara Sessiz Kalmayın

Üveit, bazen hiçbir ağrı vermeden görmeyi azaltan, bazen de ani ve şiddetli bir tablo çizen beklenmedik derecede gürültülü olabilen bir hastalıktır. Gözünüzde açıklanamayan bir bulanıklık, ışığa hassasiyet ya da uçuşma varsa veya romatizmal hastalık, sarkoidoz, ankilozan spondilitis, bildiğiniz tüberküloz gibi hastalıklarınız varsa göz hekimine gitmek için bir sonraki belirtiyi beklemeyiniz.

Muayenehanemizdeki Yaklaşımımız

Üveitte başarı; doğru tanıya, altta yatan nedenin aydınlatılmasına ve hastanın yakın takibine bağlıdır.

Bazı kritik bulgular yalnızca izleme sürecinde ortaya çıkabildiğinden, düzenli ve ayrıntılı kontroller bu hastalıkta ayrı bir önem taşır.

Muayenehanemizde üveit tanısı konulan her hasta kapsamlı göz muayenesi, OKT ve gerektiğinde anjiyografik görüntüleme ile değerlendirilmektedir. Sistemik hastalık şüphesi durumunda ilgili tüm branşlarla koordineli biçimde çalışılmaktadır. Tedavi planı; topikal, sistemik ya da intravitreal olabilir. Tedavi; her hastanın klinik tablosuna ve hastalığın seyrine göre bireysel olarak belirlenmekte; takip süreci titizlikle yürütülmektedir. Komplikasyonların yönetimi için ise (ön segment yapışıklıkları, katarakt, glokom veya retina patolojileri gibi..) gerekli cerrahiler uygulanmaktadır. Üveit hastalığı çoğu zaman ömür boyu takip ve tedavi gerektirebilen, yönetimi zor olgulardır. Muayenehanemiz üveitler konusunda referans merkez statüsünde hizmet vermektedir. İstanbul’da olan muayenehanemiz yurt içinden ve dışından çokça üveit hastası kabul etmektedir. Takipleri ve gerekirse konaklamaları konusunda asistanlarımız hizmet vermektedirler.

Klinik tanı ve takip konusunda görüş almak isteyen kıymetli meslektaşlarımızın da konsülte etmek istedikleri hastaları tarafımızca hassasiyetle değerlendirilmekte, önerilerimiz değerli meslektaşlarımızla paylaşılmaktadır.

İçeriği Hazırlayan
Prof. Dr. Hande Çeliker
Uzmanlık
Retina ve Vitreoretinal Cerrahi, Uvea Hastalıkları, Behçet Hastalığı, Glokom, Prematüre Retinopatisi, Katarakt ve Akıllı Mercek Cerrahisi
Son Güncelleme
Site Editörü İletişim
editor@handeceliker.com / 0 532 400 88 98
Bilimsel Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler; American Academy of Ophthalmology (AAO), European Society of Retina Specialists (EURETINA), European Society of Cataract and Refractive Surgeons (ESCRS) ve American Society of Cataract and Refractive Surgery (ASCRS) kılavuzları, Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) ve Türk Neonatoloji Derneği eğitim yayınları, ulusal rehberler ve hasta bilgilendirme paylaşımları, PubMed/MEDLINE’da yer alan güncel hakemli bilimsel makaleler, sistematik derlemeler ve meta-analizler, Cochrane Library’de yer alan tanı ve tedavi yöntemlerine ilişkin sistematik derlemeler, uluslararası ve ulusal hakemli oftalmoloji dergileri esas alınarak hazırlanmıştır.

Tıbbi Bilgilendirme: Bu içerik, Prof. Dr. Hande Çeliker tarafından güncel bilimsel kaynaklar doğrultusunda hazırlanmış hasta bilgilendirme metnidir. Her hastanın değerlendirmesi ve tedavi planı kişiye özeldir; bu nedenle içerik hekim muayenesinin yerine geçmez. Göz sağlığınızla ilgili bir şikâyetiniz veya tıbbi endişeniz varsa, gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmanız önerilir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir. Ayrıntılı bilgi için Tıbbi İçerik ve Hasta Bilgilendirme Politikamızı inceleyebilirsiniz.

Randevu & İletişim

Muayene randevusu

Randevu talebi, ikinci görüş veya aklınıza takılan tek bir soru için muayenehanemize ulaşabilirsiniz. Talepleriniz en kısa sürede yanıtlanır.

Randevu ve bilgi hattı 0 532 400 88 98